AĞZINIZ TEHLİKE ALTINDA

Fark etmeseniz de diş, diş etleriniz ve dudaklarınız sizi büyük sağlık sorunlarına karşı uyarıyor olabilir. Peki, siz bunun ne kadar farkındasınız?

Sizce diş fırçalamaya ayrılan iki dakika sadece boşa giden bir zamandan ibaret midir? Eğer bu fikirde bir bireyseniz, diş ve diş eti hastalıklarının sağlığınızı büyük tehlikeye attığının farkında değilsiniz demektir. Amerika’da yapılan bir araştırmada, diş eti sağlığının vücutta bakteriyel enfeksiyonlar sonucunda gerçekleştiği ispatlanmış durumda. Şöyle ki dişlerinizi fırçalarken karşılaştığınız kanamalar pankreas, sinüsler ya da vücuttaki birçok hastalığa işaret ediyor olabilirler, farkında mısınız? Oysa ağzınızı muayene ettirmek çok kolaydır ve semptomlar kendini kolay belli ederek sizi uyarmaya başlarlar. Elbette öncesinde  semptomların ne anlama geldiğini iyi bilmeli ve verilen sinyalleri doğru bir şekilde algılamanız gerekir. İşte ağzınızın size anlatmak istedikleri ve sizin yapmanız gerekenler.

Diş Eti Kanaması

Diş fırçası üzerinde gördüğünüz kan, ciddi bir enfeksiyon habercisi olduğunu bilmeniz gerekir. Doktorlara göre bu, sağlıksız bir ağzın göstergesinden başka bir şey değildir. Yemeklerden sonra dişlerinizin üzerinde bakterilerle dolu bir tabaka oluşumuna neden olurlar. Bu tabaka diş ile diş etinin birleştiği yerde plak oluşumu meydana gelir. Bu durum sadece diş kaybından ziyade ölümcül bir kansere bile yol açabilecek ciddi bir sorundur. 50.000’den fazla kişi üzerinde yapılan araştırmalarda, diş etlerinde enfeksiyon bulunanların, bulunmayanlara göre pankreas kanserine yakalanmaya yüzde 70 daha meyilli olduğu kanıtlanmış bir gerçektir. Bu durumda esas suçlunun, sindirimi sağlayan kimyasallarla etkileşime giren ve kanser hücresinin gelişimine sebep olan bakteriler olduğu düşünülmekte ve bu yönde çözüm sunulmaktadır.

Şeker; hem ağzınızın, hem de pankreasınızın en büyük düşmanı olduğu konusunda fikriniz var mı? Şekerli gıdalar plak oluşumlarını hızlandırarak diş eti iltihabının daha da kötüleşmesine neden olmakta ve beraberinde pek çok sorun oluşturabilmektedirler. İşlenmiş şekerli gıdalardan uzak durmak ise etkili bir çözüm olacaktır. Kahve ve çayınızı mümkün olduğunca şekersiz içmeye çalışarak, bu sorunu yok edebilirsiniz. Şayet bu konuda zorluk çekiyorsanız, yapay tatlandırıcılardan yardım alabilirsiniz. Kahvenin yanında tüketeceğiniz cevizin, içeriğindeki metiyonin isimli aminoasit nedeniyle pankreas kanserine yakalanma riskini yüzde 70 azalttığı da kanıtlanmış bir bilgidir.

Hassas Dişler

Mideniz yediklerinizi parçalamak için sindirimi kolaylaştıran sıvılar barındırarak çalışmaktadır. Ancak asit midenizin üst kısmına çıkıp ekşimeye neden olduğunda, ağzınıza kadar gelebilir ve diş minesini eriterek dişlerinizi hassaslaştırabilir özelliktedirler. İspanya’da yapılan bir araştırma gösteriyor ki; reflü hastalarının herhangi bir mide şikayeti olmayanlara göre üç kat daha fazla diş problemi yaşaması kaçınılmazdır. Şayet reflü çok ciddi boyutlarda ise, bu durum yemek borusu kanseri gibi ölümcül bir hastalığa da sebep olabileceği de belirtiliyor.

Özellikle gazlı içecekler diş minesini yıpratır ve mide hastalıklarını tetiklemekte ustadırlar. Gazlı içecekler yerine su tercih ederseniz, bu problemi de aşmış olursunuz. Diş minesini onaracak mineraller içeren tükürüğün salgılanmasını arttırmak için şekersiz sakız çiğnemenizi tavsiye ediyoruz..

Ağız Kokusu

Ağız kokusu oluşumunda, genellikle sorunun kaynağı ağzınız değil, sinüslerinizdir. Genizlerdeki yanma, alerji ya da bir enfeksiyon iki türlü ağız kokusuna neden oluyor. İlki, tıkalı burun yüzünden ağzınızdan nefes alıp vermeye başlarsınız. Bu durum ağzınızın kurumasına ve bakterileri öldüren tükürüğün yok olmasına yol açacağından sorun oluşturacaktır. Diğer seçenek ise burnun arkasında oluşan sızıntılar sizi kötü kokularla tanıştırabilir olmasıdır. Mukus denen sıvı burnunuzun arkasından dilinizin arka tarafına doğru akabilir şekilde oluşur. Biriken bu salgı bakterileri besler ve ağzın kötü kokmasına yol açan kükürt bileşenlerini oluşturur.

Geceleri ağzınız normale oranla daha az tükürük ürettiği için bakteriler düzenli bir şekilde temizlenemez durumdadırlar. Bakteriler ağızda ne kadar çok kalırsa, o kadar çok kötü koku oluşması söz konusu olur. Ağız gargarasını sabah yerine özellikle gece yatmadan önce daha sık kullanmaya özen göstermelisiniz. Ağzınızı yarım dakika boyunca çalkalayarak kullanmalısınız. Eğer buna rağmen kokudan kaçamıyorsanız, diğer bölgelere de sıçrama ihtimali olan ağır bir sinüs enfeksiyonu geçirme riskiniz var demektir. Bu durumda bir uzman desteği almanız gerektiğini hatırlatmak isteriz.

Dudak Çatlaması

Ayrıca yeterli düzeyde güneş koruyucu kullanmazsanız, dudaklarınızda cilt kanseri oluşma riskini tetiklemiş olursunuz. Bunun yanı sıra alt dudağınız yassı hücreli kanserin başladığı yaygın bölgelerden biri olduğu için, kısa sürede çoğalmaya daha yatkın hale gelecektir.

Özellikle yaz aylarında dışarıya çıkmaya hazırlanırken güneş koruma faktörlü dudak kremi kullanmayı unutmamanız gerekiyor. Ayrıca bol bol yeşil çay tüketmeniz de cildinizin sağlığına katkı sağlamaktadır. Yeşil çayda bulunan antioksidanlar cilt kanseri riskini yüzde 70-80 oranında düşürdüğü ise araştırmalar ile kanıtlanmış bir bilgidir.

Bir cevap yazın

FİTADIM FACEBOOK

Facebook Pagelike Widget