SİZ SORUN, BİZ CEVABINI BULALIM

Evimdeki Kötü Havayı Temizlemenin En iyi Yolu Nedir?

En kötü ihtimal ile başlamak gerekirse: Oda parfümü diyebiliriz… Natural Resources Defense Council (NRDC) tarafından test edilen oda spreylerinin yüzde 85’inden fazlasında, hormonlarınıza ve spermlerinize zarar veren bir kimyasal bulgulara rastlandığı açıklanıyor. NRDC’nin kıdemli araştırmacısı Jennifer Sass, “‘Tamamen doğal’ ya da ‘kokusuz’ etiketiyle pazarlanan oda parfümleri bile tehlikeli kimyasallar içeriyor” diye uyarıda bulunuyor. Peki bundan daha iyi seçenek nedir? Evinizin havasını, kurdele çiçeği ya da ev sarmaşığı gibi süs bitkileriyle doğal bir şekilde temizlemenizdir diyebiliriz. Yapılan çalışmalar, bu bakımı kolay bitkilerin havadaki pis kokulu kimyasalları filtrelediğini tespit etmiş bulunuyor.

Matcha Yeşil Çay (Öğütülmüş) İle Sıradan Yeşil Çay Arasında Fark Var Mı?

Artık hepimiz biliyoruz ki; yeşil çayın sağlığınıza faydaları saymakla bitmeyecek kadar fazla. Bilim insanları yeşil çayın diyabet, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterolü düşürmeye yardımcı olabileceğini de ileri sürüyorlar. Beslenme ve Dietetik Akademisi’nden araştırma-geliştirme uzmanı Jim White’a göre matcha, sıradan yeşil çayın daha kuvvetli bir formu diyebiliriz. Sebebi ise bu Japon çayının sıradan yeşil çaya oranla üç kat daha güçlü bir antioksidan olan epigallokateşin gallat barındırmasıdır. Bunun beraberinde matcha bilişsel performans gelişimiyle ilişkilendirilen theanine amino asit de içerisinde bulunduruyor. Yapılışına gelince, bu iş sallama çay yapmaya benzemiyor elbette. Çay yaprakları hasat edildikten sonra kurutuluyor ve sıcak suyla karıştırabileceğiniz incelikte toz olması sağlanıyor. Bir fincan çay yapmak için önce 110 gram su ısıtıyorsunuz. Ardından, iki çay kaşığı organik matcha konsantresini dört çay kaşığı oda sıcaklığında suyla, pürüzsüz bir macun haline gelene kadar karıştırmanız gerekiyor. Son olarak sıcak suyu ekliyor ve yine karıştırmaya devam ediyorsunuz. En son sıcak suyu ekliyor ve yine karıştırıyorsunuz. Matcha yeşil çayı saf ve çimensi bir tada sahip olduğunu da belirtmekte yarar var. Üstelik hazırlanmış her 220 gram matcha çayında 66 mg kafein içeriği yer alıyor. Bu durumu nise siyah çaydan daha yüksek, bir kupa kahveden daha az enerji verdiği anlamına geldiğini belirtelim.

Frengi Hastalığının Geri Döndüğünü Duydum. Endişelenmeli Miyim?

Erkeksen ve cinsel olarak aktifsen, evet. Amerika Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi son dönem raporlarına göre, 2000 yılından bu yana, yüzde 91’i erkeklerde olmak üzere ölümcül tehlike taşıyan bu bakteriyel enfeksiyon vakaları ikiye katlanmış olduğunu gösteriyor. Rapor, frengi vakalarının son senelerdeki artışını, kondom kullanımının giderek düşmesiyle ilişkili olabileceğini gösteriyor. Araştırmacı Monica Patton, bu yükselişin çoğu doktoru da ters köşeye yatırdığını da belirterek: “Geçmişte bu hastalığa tanık olan çok az doktor olduğundan, üç ve altı hafta süren uyarıcı ilk belirtilere (erkeklerin ağız, genital bölge ve anüsünde çıkan yaralar), uçuk ya da fermuar kesiği gibi yanlış teşhisler koyduk.” Patton’a göre ise frengi “büyük taklitçi” olarak tanımlanıyor nedeninin ise “herhangi bir şey” gibi görünebilmesi olduğunu söylüyor. Kopya semptomlar eninde sonunda kaybolsa da bakteriler kanınızda çoğalmaya devam edebilen yapıda oluyorlar. Körlük, demans, felç ve hatta bakteriye maruz kaldıktan yıllar sonra bile ölüme yol açabildiği bir gerçektir. Bu nedenle şu belirtilere karşı dikkatli olmanız gerekiyor: Bir cinsel ilişkinin sonrasında 90 güne kadar görülebilen acısız, nohuttan daha küçük boyutlardaki yaralar, bunu takip eden şekilde avuç içlerinde ve ayak altlarında kızarıklıklar, bunlarla beraber ateş, halsizlik veya kas ağrıları birer uyarı olabiliyor. Bu semptomlardan birine sahipseniz doktorunuzdan frengi testi yapmasını istemeniz yerinde olacaktır. Şayet belirti yoksa ve bir kerelik korunmasız seks kumarını oynadıysanız, her halükarda testi yaptırmanız gerektiğini bilmelisiniz. Korunmayı da asla ihmal etmemelisiniz. Özetlemek gerekirse; sonucunuz pozitif çıksa bile aklınızı kaybetmenize ve telaşa kapılmanıza gerek yok. Genellikle bir doz penisilin iğnesi en etkili çözüm sağlayabiliyor.

Boyum 165 cm ve Kısa Boylu Bir Erkek Olmaktan Bıktım. Boy Uzatma Operasyonu Denemeye Değer Mi?

Boyunuzun biraz daha uzun olması için yüksek meblağ ödemeye istekli olup olmadığınıza karar vermeniz gerekmektedir. 4 ila 5 ay arasında sıkı bir iyileşme süresi, uzun vadeli sinir zedelenmesi ve kas hareketliliğinde problem oluşması riskini de göz önünde tutmalısınız. Peki bu işlem nasıl mı oluyor? Yaklaşık beş saat süren ameliyatta doktorlar, uyluk kemiklerini kesiyor ve ilik boşluklarının içerisine titanyum alaşımlı çubuklar yerleştirmeye başlıyor. Takip eden dört ayda, çubukların etrafındaki boşluğu doldurmak için vücut, kemik dokusu üretirken çubuklar da yavaş yavaş genişleme yapabiliyor. Sonucunda ise 5 ila 10 cm arasında uzamış bir boya sahip oluyorsunuz. ABD’li ortopedist Shahab Mahboubian’a göre buradaki en önemli husus, boy uzatma operasyonlarının doğum kusuru veya eşitsiz bacak uzunluğu olan insanlara yönelik estetik ameliyat olduğunu; bir erkeğin dışarıdan algılanan eksikliklerine çare olmadığını savunur yöndedir. Bu nedenle çoğu doktor, ameliyat prosedürlerine başlamadan önce müstakbel hastalarının sağlıklı karar alıp almadığından emin olmak için onlara bir de psikolog randevusu almalarını öneriyor ki aslında oldukça mantıklı. Bu ameliyatı gerçekten istediğinize emin misiniz? Hala kararıysanız, kendinize güvenilir bir doktor bulmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz.

Prostat Sağlık İndeksi (PHI) Adlı Yeni Bir Test Geliştirildiğini Gördüm Haberlerde. Sizce Yaptırmalı Mıyım?

ABD’li uzmanlar tarafından geliştirilen bu kan testi, prostat kanserini teşhis etmedeki doğruluk payını arttırarak erken tedavi şansını yükseltmeye yardımcı oluyor. Genel olarak biyopsi ile teşhis edilen prostat kanseri tanısı, bu testle birlikte daha da kolay hale gelecektir. Northwestern Üniversitesi Feinberg Tıp Fakültesi’nden Üroloji Profesörü William Catalona, bu testin üç farklı ölçümü (Total PSA, serbest PSA ve [-2] proPSA) birleştirdiğini ve biyopsi gerekip gerekmediği konusunda PSA taramasından üç kat daha kesin sonuç verdiğini konusuna dikkat çekiyor. PHI sadece PSA testi sonuçları 4 ila 19 ng/mL aralığında çıkan, 50 yaş ve üstü erkekler için onaylansa da, bu yüksek değerlerin kanserden mi kaynaklandığının bilinmediği bir “gri bölge” söz konusu olduğunu da unutmamalısınız.

Çikolata ve Yerfıstığı Ezmesi, Sandviç İçin Harika Bir İkili Oluyor. Bunun Bilimsel Bir Neden Olabilir Mi?

Beslenme programlarında gittikçe daha fazla yer verilen bir ikili olduğu kesinlikle doğru bir bilgidir. Muhtemelen sebebi şudur ki: Lezzetin yüzde 90’ı koku kaynaklı olması. Yerfıstığı ezmesi ile çikolata kokularının etkileşimi, iştahımız üstünde çok iyi sonuç verdiği bir gerçek. Penn Eyalet Üniversitesi’nde çikolatalar üzerine incelemeler yapan gıda bilimi uzmanı Dr. Gregory Ziegler, “Kavrulmuş fıstıkların tadı ile yapısı, kakao çekirdekleri ile yakın olmasına rağmen birbirlerini tamamlar” diyerek durumu kısaca özetliyor. Yumuşak yerfıstığı yağı da buna güçlü bir aroma katmada oldukça faydalı. Ziegler, “Bu yağlar kakao yağı ile karıştığında, her şey ağzınızda daha kolay eriyor. Aroması ise resmen damağınızı ele geçiriyor” diyerek durumu açıklıyor. Üstelik, bunlar olurken aromatik bileşenler de beynin duygular ve hafızalarla ilgili bölümü olan limbik sistemini harekete geçmesi için tetikler nitelikte. Bu nedenle güzel anıları hatırlamanızı sağlamaya yardımcı oluyor. Büyük bir lezzet patlaması için, bu karışımı bir de ısıtarak yemeyi denemenizi tavsiye ediyoruz. Artık mutlu olmak istediğinizde ne yiyeceğinizi bilmeniz gerekiyor.

Ekstra Yumuşak Diş Fırçaları, Normal Olanlardan Daha Mı İyi?

Bu konudaki ekstra kelimesi daha iyi olduğu anlamına gelmiyor olduğundan sizi yanıltmamalıdır. Dişleri yanlış fırçalamak, bunu özellikle de sert fırçalarla yapmak zaman içinde diş minesini aşındırıyor ve diş etinin çekilmesi gibi sorunlar oluşturarak diş hassasiyetinin arttırmasına yol açıyor. Fakat çok yumuşak fırçalar da plakları tam temizlemediğinden sorun oluşturabiliyorlar. Diş endüstrisinde yumuşak ve sert fırçalar konusunda standart olmaması işi daha içinden çıkılmaz bir hale getiriyor. Sonuç olarak seçim size kalıyor diyebiliriz. Ağız sağlığınızı her gün gözlemleyerek, hangi fırçanın daha iyi geldiğine karar vermek en doğru karar olacaktır.

Bir cevap yazın

FİTADIM FACEBOOK

Facebook Pagelike Widget